BÜYÜKADA

Büyükada en sevdiğim yer. Küçüklüğümden beri gittiğimiz kaldığımız ve heryerini bildiğim bir yer. Diğer adalara benzemiyor. Daha eğlenceli, daha aktif . Dün akşam işten çıktığımda annemle Bostancı’da buluşmaya karar verdik.  annemi beklerken aklıma adaya gitmek geldi. Anneme de söyleyince atladık vapura ve adaya gittik. Yarım saatte vardık.

123 180

Büyükada Saat Kulesi/Meydan

Adaya gelince kendimi evime gelmiş gibi hissettim. Çok özlemişim. Bir-iki senedir gidememiştim. Çok değişmemiş ama çok daha fazla restaurant açılmış. İyi de olmuş. Daha bir hareket gelmiş. Akşamın 7’si ve hafta arası olmasına rağmen bayağı kalabalıktı. Atlar, faytonlar, evler ve çiçekler yine aynı. Çok güzel yakışıyorlar adaya.

123 174    123 171

Eczanesi 100 yıllık var. İçinde eski şişeler, aletler var. Sanki heryer eski kokuyor gibi duruyor. Çok nostaljik bir eczane.

 

123 168 123 169

En eski pastanesi yerinde duruyor. Tarzında hiçbir değişiklik olmamış. Hatırladığım gibi. Adayı bilenler bu pastaneyi de iyi bilirler zaten.

 

123 183 123 184 123 185

Annemle küçük bir turladıktan sonra nerede yiyebiliriz diye mekan aramaya başladık. Vapurdan indikten sonra iskelenin sol tarafına doğru yol alırsanız bütün sahil boyunca restaurantlar vardır. Çarşı içinde de çok farklı mekanlar var. Biz sahil tarafındaki yerlere bakınmaya başladık. En sevmediğim şey restaurantın önünde garsonların durup, her gelen geçene “buyrun” denilmesidir. Bir kerede söylenmiyor. sürekli çağırıyorlar ve menüyü gözümüze sokuyorlar. Bizde bu gibi şeyleri sevmediğimiz için hiç sesi çıkmayan Ali Baba diye bir yere girdik. Balık, midye tava v.s.ısmarladık. Midye tavası çok güzeldi. Yalnız balık ızgarada pişirilmişti ama oranın havası mı balık mı zayıftı bilemedik doymadık. bu mekanın en sevmediğimiz yanı şu oldu: Kişiye göre ikram şeklinin değişmesi. Örneğin arkamızdaki masada bir grup oturuyordu. Yabancılar da vardı. Tabi kalabalık, içki ve herşeyden istenildiği için bütün garsonlar onların çevresinde dönüyordu. Tabaklar daha bir özenli hazırlanmıştı. Fiyat olrak diğer o hattaki restaurantlardan biraz daha pahalıydı. Örneğin levrek ızgara her yerde 15TL iken burada 20TL idi.

Yemekten sonra en sevdiğim şeyi yemeye sıra geldi: DONDURMA:)

Çok dondurmacı var. Ama en eskisi herhalde iskeleden çıkınca saat kulesine doğru ana yolu vardır. Orada sağda ikinci dondurmacı. Dükkanın üstünde Hakiki Roma Dondurması yazıyor. Ustası ile konuştuk. Dondurmalarını şeker ve gerçek meyveler ile yaptığını söyledi. Ben dayanamadım bir koca kase aldım. Ama çok lezzetliydi. Tavsiye ederim. Fiyatı da diğer yerlere göre daha uygun.

Büyükada’nın, diğer adaların ve tabi ki İstanbul’un yazı Temmuz, bilemediniz Ağustos ortasına kadardır. Özellikle adada Ağustos’un yarısından sonra havası soğur. Bu yüzden hazır bu temmuz sıcaklarını yaşıyorken adaya uğrayın. Uzak değil. Heryere giden vapur ve özel motorlar koymuşlar. Saatlarine kendinizi ayarladıktan sonra hiçbir problem yok.

 

İyi eğlenceler.

 

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir