EKMEK ASLANIN NERESİNDE?

Hepimizin bildiği eski bir söz vardı: “Ekmek aslanın ağzında”. Daha sonra değişti ve “Ekmek aslanın midesinde”, bu da değişti ve şimdi ekmek aslanın neresinde bilmiyoruz. O kadar ki zor.

Evet, biraz iç karartıcı başlangıç oldu ama maalesef durum böyle. İş hayatı her zaman için zordu. Şimdi daha da zor. İş bulmak zordu şimdi daha da zor.

Günümüzde 81 milyona yakın ülkemizde okuma-yazma oranı 2018 TUİK verilerine göre yaklaşık %97. Peki üniversite mezunu ne kadar? 2017 verilerine göre %11. Yüksek lisans ve daha üstünü bitirenlerin oranı ise, toplam %1. Sayıya dönüştürürsek, ülkemizde 6 buçuk milyona yakın üniversite ve üstü eğitim alan kişi varmış.

Eğitimimizi artırmak, bilgimizi artırmak elbette iş hayatında bize artı değerler katıyor. Bu inkâr edilemez bir gerçek. Ancak yeterli mi? Bunu her zaman sorgulamışımdır. Ben bu sene iş hayatına atılışımın 22. yılını yaşıyorum. Dile kolay. Hem okudum hem çalıştım. Yüksek lisansımı da tamamladım. İyi bir pozisyonda da çalışıyorum. Ama şimdiki pozisyonumu sadece eğitimle sağlamadım. Çok çabaladım, çok üzüldüm, çok kırıldım. Eğitim işin başı sayılır. İş hayatında yıllar geçtikçe yaşadıklarımız bizi biz yapmaktadır diye düşünüyorum. Ama ne olmak, nerede olmak istediğimiz önemlidir.

Benim işim İnsan Kaynakları Uzmanlığı. İşim gereği diğer işlerimin yanında iş ilanını da çıkıyorum, yapılan başvurularda ilk değerlendirmeyi de yapıyorum. Verdiğim ilan kriterlerine göre öyle adaylar iş başvurusu yapıyor ki, iş başvurusu yapmayı bilmediğimizi de anlamış oluyorum. Hemen örnekleyeyim: Kütüphaneye uzman ya da müdür yardımcısı alacağız. Kütüphane herkesin gözünde nedir? Raflar vardır, bu raflarda kitaplar vardır ve gelip kitap okumak isteyene isim sırasına göre düzenlenmiş kitaplardan istenilen kitabı alıp vermek, sonra da şu tarihte getirmesini söylemek, kaydını yapmak ve göndermek ya da orada oturup okumasını sağlamak. Bu mudur sizce de? Peki bu ilana başvuran aday profillerini görelim: kriterlerden biri üniversitelerin bilgi ve belge yönetimi bölümünden mezun olunması, kütüphane sistemlerinden birini veya daha fazlasını bilmesi, kataloglama uzmanı olarak iş tecrübesi olması, yabancı dil vb gibi aranılan nitelikte ilana kimler başvurdu: mağazada satış elemanı, bir şirkette sekreter, mühendis, öğretmen, bir hizmet sektöründe çalışmış emekli, lise mezunu, muhasebeci, şoför, güvenlik görevlisi ve daha birçok çeşit iş kolunda çalışmış insanlar. Bizim aradığımız kriterlerden çoğuna uyanlar ise 272 kişi arasından 4 kişi. Orana bakın %2 bile değil.

Görüyoruz ki iş bulmanın zor olması bizim ne aradığımızı bilmememize de bağlı. Daha doğrusu biz hangi konuda uzmanlaşacağız sorusunu hiç kendimize sormamamızdır işin ilginç yanı. Bu yüzden gençlerimize liseye başladıklarından itibaren ne olmak istediğini öğretmemiz lazım. O konuda kendini geliştirmesi lazım. Olmak istediği yere doğru çok çalışması lazım. Kendine artı değerler katması lazım. Genel kültürünü geliştirmesi lazım. Beynini hamburgerlerle, pizzalarla değil, bilgiyle beslemesi lazım. Eskilerin bir sözü var ekmek beyinli olma diye. Tüm gençler lütfen akıllı beyinlere sahip olmak için elimizden geleni yapalım. Ne istediğimizi netleştirelim. Hiç kimse bizim yerimize düşünmez. Herkes kendisi için düşünür. Siz de kendinizi düşünün ve iş hayatında nerede olmamızın kararını yol yakınken verelim. Dünya globalleştikçe, iş bulmak zorlaşıyor.

Evet, ekmek aslanın midesinden de geçmiş. Gerçekten iş bulmak zor. Ancak bunun bir kısmını zorlaştıran da ne olmak istediğimizi bilmediğimiz için biziz.

Tüm iş arayanlara kolay gelsin.

 

 

 

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. emel dedi ki:

    ekmekmi kaldı bugünün türkiyesinde faturalara zor yetiyor aldığımız maaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir