VÜCUDUMUZUN BİLMEDİĞİ YABANCI MADDELER

Günümüz dünyası çok çeşitli gıda ürünleriyle aklımızı almaya devam ediyor. Markete gittiğimizde renkli paketler, şekerli gıdalar, baharatlı cipsler…….. hepsi de aslında ne yediğimizi bilmediğimiz ağız oyalayıcı maddeler. Gıda diyemiyorum, çünkü gıdanın anlamı yediğimiz şeylerin vücudumuza yarar getirmesidir.

Market reyonlarında satılan paketli ürünlerin tüm markalarını tek tek inceledim. Maalesef ki glukoz şurubu (Nişasta bazlı şeker), mono sodyum glutamat (MSG veya çin tuzu) olmayanı bulmak çok zor. Bazı organik ürün adı altında satılanlardan bazılarında bile bu zararlı maddenin kullanıldığını gördüm. Bu nedenle size naçizane önerim ne alırsanız alın mutlaka içindekiler kısmını ve üretici firma adını mutlaka okuyun. Bazen çok küçük yazılıyor. Üşenmeyin cep telefonunuzla fotoğrafını çekin ve büyütüp, okuyun. E kodu ile başlayan  ve glukoz şurubu yazan hiçbir ürünü almayın. Vücudumuzun bu yabancı maddelere ihtiyacı yok ve zavallı vücut bu yabancı maddelerle ne yapacağını bilemediği için depolamaya gönderiyor. Bu da bize kalıcı gitmeyen yağlar olarak geri dönüyor. Bu yabancı maddelerin en zararlısı da nişasta bazlı şeker. Vücudumuz bunu şeker olarak algılıyor, pankreasa gönderiyor, ayrıca uyuyan kanser hücresini de beslemeye başlıyor.

MSG  cipslerde, etsuyu tabletlerde, hazır çorbalarda, dondurmalarda, meyveli yoğurtlar gibi tüm ürünlerde bulunmaktadır. Bu yabancı madde ise ileride  parkinson, alzheimer ve birtakım beyin ile ilgili hastalıklara yol açtığı artık bilinmektedir.

Yapılan bir araştırmaya göre son 25 yılda çocuklarda diyabet, böbrek yetmezliği, sma gibi kas hastalıkları vb bir takım hastalıkların oranınının %12 arttığı gözlenmiştir. Obezite, kanser, parkinson, alzheimer, kas hastalıkları, diyabet, ve daha bir sürü hastalıklar. Bu yiyecek kopyalarını yememize değer mi? Şöyle de bir gerçek var. Bu maddelerin içindeki maddeler de beyine giden bir sinyal de var: Alışkanlık. Ağzımız bu tadı görmeye görsün. Canımız yine çekiyor.

Geçenlerde elifiz bezi (beyindeki üçüncü göz) ile ilgili bir makale okudum. Diyor ki, iki gözün tam orta kısmında beynin tam ortasında elifiz gözü varmış. Bu göz aslında çok aktif olup, insanların 6. his dedikleri olayı açığa çıkartıyormuş. Ancak yapılan araştırmalarda son yüzyılda insanların bu özelliğinin körleştiği, yaşam koşullarının zorlaşması nedeniyle bu bölgenin yavaşladığı ileri sürülmektedir. Ayrıca florür maddesinin bu bölgeyi kireçlendirdiği de bulunmuş. Epifiz bezinin kireçlenmesi insanların daha sorgulamayan, gerçekleri görmeyen, itaatkar insanlar yaptığı da gözlenmiş. Bunu öğrenen bir takım insanlar 1. Dünya Savaşında askerlere florürlü yiyecekler vererek onların daha itaat etmelerinin sağlandığı bile iddia edilmektedir. Böylece bu algıya ulaşan bir takım güçlerin florürü insanlık geneline yaymaya başlaması ve böylece itaakar bir toplum yaratma peşine gidildiği de söylenmektedir. Peki florürü başlıca hangi üründen alırız? Diş macunları ve musluk sularında.

Ben de bu tip yazıları okuyunca içimi bir sıkıntı kaplıyor. Herşeyimizle kuşatılmış hissediyorum kendimi. “Ne yapmalıyım?” sorusunu soruyorum. Ancak modern hayatın içinde yaşayacaksam bunlardan kaçamayacağımı, ama en azından dikkatli olmam gerektiğini anlıyorum. Siz de gözünüzü dört açın. Ne siz ne de sevdikleriniz mümkün olduğu kadar paketli, işlenmiş maddeler yemeyin. Daha pahalı olmasına rağmen doğal gıdalar tüketmeye gayret edin. Paranızı ilaçlara verecek kadar zengin değilsiniz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir