Fotoğraf Sanatı

fotografcilik

Düşünmek kolaydır yapmak zordur. Dünyada en güçlü olan şeyde düşünüleni yapmaktır. Son birkaç yıldır yukarıdaki bu cümle beni hayli etkiledi. Kendimi sınamak için düşündüğüm bir çok şeyi yapmaya çalıştım. Başlarda çok zorlandım. Ama bugün zorlandığımı söyleyemem. Çünkü her düşüncede bir görme biçimi yatar.

Fotoğrafta da bu böyledir. Reklam ve tanıtım fotoğrafı çeken bizlerde düşüncenin eyleme dönüştürülmesi bu mesleğin temel ilkelerinden biridir. Çünkü fotoğraflar çoğu zaman sanıldığı gibi sadece mekanik kayıtlar değildir. Herhangi bir fotoğrafa baktığınızda fotoğrafçının sınırsız görünüm olanakları arasında o görüntüyü seçtiğini görürüz. Bu da bize fotoğrafçının görme biçimini yansıtır.

Tabi bu görme biçimi de kişi için değildir. Her düşüncede bir görme biçimi yatsa da bir düşünceyi algılayışımız ya da değerlendirişimiz aynı zamanda görme biçimimize de bağlıdır. Örneğin, çıplak olmak şnsanın kendisi olmasıdır. Nü olmaksa başkalarına çıplak görünmektir: İnsanın kendisi olarak algılanmamasıdır. Çıplak vücudun nü olabilmesi için bir nesne olarak görünmesi gerekir. Çıplaklık kendisini olduğu gibi ortaya koyar. Nü’lükse seyredilmek üzere ortaya konmuştur. Nü hiç bir zaman çıplak olmayacaktır. Nü’lük bir çeşit giyinikliktir. Onun için bir nü fotoğrafa bakarken onu çıplak olarak algılamamamız gerek çğnk fotoğraf sanatçısı o kadın modeli veya o erkek modeli iyi bir terzinin elinden çıkmış harika bir kostüm gibi ışıktan yapılmış kostüm ilegiydirmiştir. Onları, nü fotoğrafı seyrederken de görme biçimimiz düşünme biçimimize bağlıdır.

Fotoğrafçı insanlara gördüklerini aktarır. Onlarla o anı paylaşır. Burada önemli olan görme biçimi değil midir? Fotoğrafçı isteyen kişiyle görüş biçimi aracılığıyla konuşur, kelimelerle değil. Her insan için görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir. Başka bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. İnsanlar fotoğraf makinasının bulunmasından önce herkesin her şeyi görebildiğine inanıyorlardı. Fotoğraf makinasının bulunması insanın görüşünü değiştirdi, görünen nesneler başka bir anlama gelmeğe başladı. Resim bir yerden başka bir yere taşınabilirdi. Ama hiçbir zaman aynı anda iki yerde birden görülmezdi. Fotoğraf makinesi, resmin fotoğrafını çekerek resmin düşüncesinin taşıdığı biricikliği ortadan kaldırmış oldu.

Bunun sonucunda resmin anlamı değişti. Daha keskin söylersek anlamı çoğaldı bir çok anlama bölündü. Fotoğraf makinası aracılığıyla artık resim, seyirciye gitmektedir; seyirci resme değil. Böylelikle resmin anlamı çoğalmaktadır. Ama resmin aslı biriciktir ve unutulmamalıdır.

Sizlerle paylaşmak istediğim görme biçiminin önemini John Berger’in görme biçimleri adlı kitabını okuduktan sonra anladım. Yurdanur Salman’ın dilimize çevirdiği bu kitap Metis yayınları tarafından bizlere sunulmuştur. İlk basımı 1986’da yapılan bu kitabın 6, cı baskısı 1995’te basılmıştır. Yukarıdaki yazıda bazı bölümler bu kitaptan alınmıştır.

Fotoğraf Dergisi / Ömer Bakan

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir